<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162</id><updated>2012-02-17T15:50:44.285+12:00</updated><category term='MeLeKLeR'/><category term='ŞeHRi'/><title type='text'>MeLeKLeR DuRaĞı</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162.post-1597852697891756550</id><published>2007-11-06T00:37:00.000+12:00</published><updated>2007-11-06T00:40:28.194+12:00</updated><title type='text'>MELKLER İÇİN ANNE SÜTÜ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8PHI1oVRI/AAAAAAAAAB8/FjZCgkh6ANc/s1600-h/annesutu[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129335115904210194" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8PHI1oVRI/AAAAAAAAAB8/FjZCgkh6ANc/s320/annesutu%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ANNE SÜTÜ NASIL OLUŞUR ?&lt;br /&gt;Meme kısmen salgı dokusu, kısmen destek ve yağ dokusundan oluşmuştur. Salgı dokusunda yapılan süt, ufak kanallar ve daha sonra ana toplayıcı kanallar boyunca meme ucuna ilerler. Kanallar, meme ucuna ulaşmadan önce daha da genişleyerek laktiferöz sinüsler şeklini alır. Bu sinüsler, sütün içinde toplanması nedeni ile önemlidir.Meme ucunda pekçok sinir ucu bulunduğu için çok hassas olup bu, sütün akışına yardım eden refleksler yönünden önemlidir.Meme ucunun çevresinde areola adı verilen koyu renkli bir halka olup hafif kabarık durumda bulunabilir. Bu yağlı bir sıvı salgılayan bezlerin varlığı nedeni iledir. Yağlı sıvı, meme ucu derisinin yumuşak ve iyi durumda bulunması sağlar.Süt yapımı hormonlar ve reflekslerin sonucu olur. Gebelik süresince, salgı bezleri süt yapımına hazırlanırlar. Doğumdan hemen sonra değişen hormonal değişiklikler ile süt yapımı başlar. Bebek beslenmeye başlayınca, iki refleks sonucu yeterli özelliklere sahip süt tam zamanında gelmeye başlar. Eğer anneye verilecek öneriler de bu reflekslerden söz edilirse anne olabildiğince sütünün daha fazla gelmesine çabalayacaktır.&lt;br /&gt;Annede süt atım refleksini aşağıdaki duygulardan herhangi biri engelleyebilir.&lt;br /&gt;Herhangi bir nedenle korku ve kuşkuları varsa,&lt;br /&gt;Ağrısı ( özellikle emzirme esnasında) varsa,&lt;br /&gt;Utangaçlığı varsa,&lt;br /&gt;Doğumdan sonra ilk bir kaç gün kolostrum denilen koruyucu özelliğe sahip süt oluşur. Dördüncü gün normal süt salgılanmaya başlar.&lt;br /&gt;Anne sütü ile beslerken bebeği her istediğinde emzirmelisiniz. İlk günlerde ikişer saat aralıklarla olabilir. Anne sütü yapımı bebeğin emme oranına bağlıdır.Anne sütü ile beslerken bebeği her istediğinde emzirmelisiniz. İlk günlerde ikişer saat aralıklarla olabilir. Anne sütü yapımı bebeğin emme oranına göre artar ya da azalır. Bebeğiniz ne kadar emerse o kadar bollaşır. Memelerin süt yapımı için gerekli uyarıları almaları lazımdır.&lt;br /&gt;Anne sütü hep aynı yapıda değildir. Emzirmenin başlarında akıcı ve susatıcıdır. Sonlarına doğru kalorisi daha yüksek ve doyurucudur. Bu yüzden bebeği bir memede en az 15 dakika tutmalısınız. Sütün çoğalması için iyi beslenmeli ,bol bol dinlenmeli,stres ve yorgunluktan uzak kalmalısınız. Bol su ve proteinli sıvılar tüketmenizi tavsiye ederiz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4435324625851472162-1597852697891756550?l=meleklerduragi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/1597852697891756550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4435324625851472162&amp;postID=1597852697891756550&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/1597852697891756550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/1597852697891756550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/2007/11/melkler-iin-anne-st.html' title='MELKLER İÇİN ANNE SÜTÜ...'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8PHI1oVRI/AAAAAAAAAB8/FjZCgkh6ANc/s72-c/annesutu%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162.post-6531440302293390825</id><published>2007-11-06T00:33:00.000+12:00</published><updated>2007-11-06T00:35:55.592+12:00</updated><title type='text'>BİR MELEĞİN EMZİRİLMESİ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8OH41oVQI/AAAAAAAAAB0/ILhT2PVPAWo/s1600-h/3[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129334029277484290" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8OH41oVQI/AAAAAAAAAB0/ILhT2PVPAWo/s320/3%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Emzirmenin anne için yararları :&lt;br /&gt;Ucuzdur,hazırlama sorunu gerektirmez.&lt;br /&gt;Anne ve bebeği arasındaki duygusal bağı güçlendirerek sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır.&lt;br /&gt;Kontraseptif etkisi vardır.&lt;br /&gt;Annenin sağlığını korur.&lt;br /&gt;Göğüs kanseri&lt;br /&gt;Over kanseri&lt;br /&gt;Osteoporozis&lt;br /&gt;Anemi (uterusun eski haline dönmesine yardımcı olur,anneyi aşırı kan kaybından korur)&lt;br /&gt;Emzirme anne ile bebek arasında güçlü bir bağ sağlar.Emzirme bebeğin duygusal gereksinimlerini karşılar.Anne sütü türe özgü bir salgıdır ve başka hiçbir besin maddesi anne sütünün bebeğe sağladığı yararları sağlayamaz.&lt;br /&gt;Emzirmemek annede meme kanseri riskini arttırır.Yapılan çalışmalarda emzirmenin meme kanseri riskini azalttığı saptanmıştır. En az 24 ay emzirenlerde bu azalma %25 olmaktadır. Emzirmeye genç yaşlarda başlayanlarda bu azalma daha fazla olmaktadır.Bebekliklerinde anne sütü yerine mama ile beslenen kız çocukların ileriki yaşamlarında meme kanserine yakalanma riski anne sütü alanlara göre %25 artmaktadır.Yapılan araştırmalarda bebekliklerinde anne sütü ile beslenen gençlerin mama ile beslenenlere göre zeka düzeylerinin daha yüksek olduğu ve okulda daha çok başarı gösterdikleri saptanmıştır.&lt;br /&gt;Anne sütünün sindirilmesi daha kolaydır.Bebekler annelerinin sütünü diğer memeli hayvanların sütüne göre daha rahat sindirebilirler. Bunun muhtemel nedeni anne sütünün içerdiği türe özgü bir enzimdir. İnek sütünde daha fazla protein olmasına karşın sindirimi daha zordur ve bebekler bütün bu proteinleri kullanamazlar.&lt;br /&gt;Emzirme doğum sonrası annenin rahminin küçülmesini kolaylaştırır.Emzirmeyen annelerin rahimleri doğum öncesindeki boyutlarına asla dönemez. Her zaman eskisinden biraz daha büyük kalır.. Bebeğin emme hareketi kanda süt üretici hormonların serbest dolaşımını sağlar. Bu da, süt bezlerinin faaliyetlerini canlandırmanın yanı sıra rahmin de normal haline dönmesini hızlandırır.&lt;br /&gt;Anne sütü bebek için doğal bir sakinleştiricidir.Anne sütünün içerdiği bazı kimyasal maddeler bebeğin daha kolay uykuya dalmasına yardımcı olur. Sinirli bebekler daha kolay sakinleşir.&lt;br /&gt;Anne sütü ile beslenen bebekler daha az doktora gider.Anne sütü ile beslenen bebekler genel olarak daha sağlıklı oldukları için daha az doktora gitme gereksinimi görülür.&lt;br /&gt;Anne sütü ağrı kesicidir.Anne sütü içerisinde bulunan endorfinler bebek için doğal bir ağrıkesici vazifesi görür.&lt;br /&gt;Anne sütü her zaman temizdir. Emzirme bebeğin diş sağlığı için yararlıdır.Memeden emmek, biberondan emmeye göre bebeğin diş ve çene gelişmi için daha uygundur. Memeden emerken biberona göre 60 kat fazla enerji harcayan bebeğin çene kasları daha kuvvetli olur. Düzgün gelişen bir çenede çıkan dişler daha düzgün ve sağlıklı olur.&lt;br /&gt;Anne sütü ile ilgili bir araştırmaABD’de rasgele seçilen 13 aylık ile 5 yaş arasındaki 345 çocuk üzerinde yapılan araştırmada, üç aydan az süreyle anne sütüyle beslenen bebeklerde öğrenme ve kavrama yeteneğinin az geliştiği belirlendi.Araştırmada, annenin yaşı ve sigara alışkanlığının etkileri de göz önüne alındı. Uzmanlar, annenin emzirdiği bebeğiyle daha yakın ilişki içinde bulunduğuna dikkat çekerek, bunun çocuğun zekasının gelişmesinde rol oynadığını düşünüyor. Anne sütünde bulunan besinlerin de bebeğin zekasının gelişmesinde olumlu rol oynadığı biliniyor.Emzirmeye Başlamadan ÖnceEmzirme zamanlarını, kendiniz için en uygun ve dinlendirici olan saatlere göre programlayın. Bebeğinizi emzirirken size en rahat gelen duruşu benimseyin. Bebeği emzirmeye başlamadan önce ellerinizi sıcak suyla yıkayın. Göğüs uçlarınızı temizleyin.&lt;br /&gt;Emzirmenin YararlarıAnne sütü bebeklerin gelişebilmeleri için gerekli tüm besinleri içerir, bulaşıcı hastalıklara karşı ona bağışıklık kazandırır. Emzirme, aynı zamanda, anne ile çocuk arasında, çocuğun ruhsal açıdan sağlıklı gelişmesini etkileyen yakın bir ilişkinin doğmasına yardımcı olur. Nasıl Emzirmeli ?Bebeğe önce bir memenizi verin ve 10 dakika emzirin, sonra diğerini vererek 10 dakika daha emzirin. Bir sonraki emzirmeyi, bebeğin en son emdiği göğüsten başlatın. Bebeğiniz, süt gereksinmesinin önemli bir bölümünü emzirmenin ilk bir kaç dakikasında alacaktır. Fakat, sütün devamlı oluşabilmesi için bebeğin her iki göğüsle de emzirilmesi şarttır. Meme verirken göğsünüzün bebeğin nefes almasını engellememesine dikkat edin. Emzirdiğiniz memeyi alttan destekleyerek biraz yukarı kaldırın. Bebeğiniz her ağladığında memeye tutuyorsanız ve kilo alımı normal ise yeterince besleniyor demektir.Bebeğiniz ne zaman acıkırsa o zaman emmek isteyecektir. Bunuda size ağlıyarak belli edecektir. Zaten bir süre sonra ağlama şekillerinden bebeğinizin ne istediğini anlar duruma geleceksiniz. Günde 8 kez beslemek en normalidir. Bebekler genelde mideleri boş olarak 5 saatten fazla uyuyamazlar. Anne sütü ile beslenen bebekler ,anne sütü daha çabuk sindirildiği için mama ile beslenen bebeklere göre daha çabuk acıkırlar.&lt;br /&gt;Emziren Annenin BeslenmesiDengeli bir beslenme rejimi benimsemeniz sizin için hayati önem taşır. Lahana ve karnabahar gibi gaz yapan sebzeler yemekten kaçının. Taze sebze ve meyvaları, buğday ve tahıllarla, protein bakımından zengin besinleri tercih edin.sütünüzün bol olması için yeterli miktarda su, çay ve meyva suyu içmeniz gerekir. Günde iki-üç fincandan fazla çay ve kahve içmeyin. Bu dönem boyunca alkollü içkileri ve sigarayı tamamen bırakın. Özellikle ilaç alırken dikkatli olun! Doktorunuz tarafından önerilmediği sürece kesinlikle ilaç almayın; çünkü ilaçlar da alkol ve nikotin gibi sütünüze karışarak bebeğinizin sağlığına zarar verebilir. Meme TemizliğiMeme iltihaplarından korunmak için göğüs ve göğüs uçlarınızın temizliğine ve bakımına özen gösterin. Banyo yaparken ve duş alırken göğüslerinizi sabunlamayın. Temizlikleri için yalnız sıcak su kullanın. Göğüs uçlannız tahriş olursa özel bir krem sürün. Tahriş devam eder, göğüs uçlarınız çatlarsa derhal doktorunuza başvurun.Hamileliğin son haftalarında göğüs uçlarınıza havlu ve ya temiz bir bezle masaj yaparak onları emzirme dönemine hazırlayabilirsiniz. Sağlık ve estetik nedenlerle rahat bir emzirme sütyeni giyin. Gerekiyorsa gece de çıkarmayın. Fırsat buldukça uyuyun. Gün boyunca işlerinize zaman zaman ara verip dinlenin. Çok ağır işleri üstlenip yorulmaktan kaçının. Bebeğinizi emzirmek size onunla konuşma ve onu okşama firsatı verir. Karnını doyurduktan sonra onu bir süre kollarınız arasında tutun. Baş başa geçirdiğiniz bu huzur dolu ve zevkli dakikalar sizi ve bebeğinizi mutlu edecektir.Bebeği Emzirdikten SonraHer emzirmeden sonra ve gerekiyorsa emzirme sırasında bebeğinizin gaz çıkarmasını sağlayın. Bunun en kolay yolu, onu midesi omuzunuza değecek biçimde yatırmak ve hafifçe sırtına vurmaktır. Bebeğiniz gaz çıkarırken, emdiği sütün birazını da kusabileceğinden omuzunuza ufak bir havlu veya temiz bir bez parçası koymayı unutmayın. Bebeğinizi emzirdikten sonra meme uçlarınızı sıcak su ile silin. Sabun kullanmaktan kaçının. Meme uçlarının temiz havada tamamen kurumasını bekleyin. Sızabilecek sütü emmesi için sütyeninizin içine temiz bir tampon veya bez parçası koyun. Emzirmeye başladığınız ilk günlerde göğüs uçlarınız biraz acırsa hafif bir krem veya losyonla yumuşak bir biçimde ovun.&lt;br /&gt;Emzirme anne ile bebek arasında yakın, sevgi dolu bir ilişki kurulmasına yardım eder. Anne duygusal olarak tatmin olur. Doğumdan sonraki yakın temas anne – bebek arasındaki ilişkinin gelişmesine yardım eder.Bebekler doğumdan hemen sonra annenin yanında kalırlarsa ve emzirilirlerse daha az ağlarlar.Emziren anneler bebeklerine daha şefkatli davranırlar. Uykusuz kalmaktan vb. daha az yakınırlar. Emziren annelerin çocuklarını terk etme ya da çocuklarına kötü davranma olasılığı emzirmeyen annelere göre daha azdır.Bazı çalışmalarda anne sütü ile beslenmenin bebeğin zeka gelişimine, entellektüel yapısına olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. Yaşamın ilk haftalarında anne sütü ile beslenen düşük doğum tartılı bebekler yapay beslenen çocuklara göre ileri yaşlarda zeka testlerinde daha başarılı olurlar. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4435324625851472162-6531440302293390825?l=meleklerduragi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/6531440302293390825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4435324625851472162&amp;postID=6531440302293390825&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/6531440302293390825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/6531440302293390825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/2007/11/bir-melein-emzirilmesi.html' title='BİR MELEĞİN EMZİRİLMESİ...'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8OH41oVQI/AAAAAAAAAB0/ILhT2PVPAWo/s72-c/3%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162.post-4789320851146085820</id><published>2007-11-05T23:23:00.000+12:00</published><updated>2007-11-06T00:31:14.459+12:00</updated><title type='text'>İkinci evre ( özerklik-bağımsızlığa karşın utanç ve şüphe dönemi):</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8NBY1oVPI/AAAAAAAAABs/WruC9NzpgoU/s1600-h/bebek_anne[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129332818096706802" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8NBY1oVPI/AAAAAAAAABs/WruC9NzpgoU/s320/bebek_anne%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Freud’un anal dönem olarak adlandırdığı dönemdir. Bu donem 1-3 yas arasını kapsamaktadır. Bu dönemde çocuk konuşmaya başlar, barsak kontrolü ile dışkısını tutabilmeye başlar ve istemli kas kontrolü kendini gösterir. Çocuk dışkısını tutup, bırakabildiğini keşfeder.Bu şekilde çocukta işbirliği ya da inatçılık şeklinde davranış yapıları gelişebilir.Aile eğer çocuğa karşı aşırı koruyucu olmadan, yeterli özgürlük ve desteği verirse , çocukta özgüven duygusu gelişerek, çevresindekileri ve dış dünyayı kontrol edebileceği hissi gelişir. Bu olmaz, çocukta otonomi cezalandırılıp,aşırı koruyucu olunursa öfke, şüphe, ve utangaçlık kendini göstermeye başlar. Aile tarafından çok erken dönemde ya da aşırı bir baskı ile dışkı eğitimi ya da başka eğitimler uygulanacak olursa, çocuğun iç kontrolünü sağlaması yolundaki gelişimi olumsuz etkilenerek, gerileme ya da yanlış gelişimlere yol açılabilir. Aynı şekilde aile tarafından uygulanabilen aşırı koruyucu tutumlar da çocuğun özdenetimini ya da yargılama yeteneğini zayıf bırakacağından özgür iradesinin gelişimini sekteye uğratacaktır. Bu durumda kişide ileri dönemde utanç ve şüphe gibi tutumlar baskın hale gelebilecektir. Çocuk ailesinden edindiklerinin ötesine geçmekte zorlanacaktır. Bu dönemi uygun bir şekilde geçemeyen birey, ileri dönemde etrafındakilerin kendisini kontrol altına almak istediği şeklinde paranoid bir yapı geliştirebilir. Mükemmeliyetçilik, esneklikten yoksun olma şeklinde tavırlar bu donemdeki sorunlardan köken almaktadır. Çocuğun dışkısını tutup-bırakma arasındaki birbiri ile zıt eğilimlerinin getirdiği çatışma, daha sonra cimrilik, esneklikten yoksunluk , sabit fikirlilik, mükemmeliyetçilik ile bir arada olan obsesif-kompulsif kişilik yapısının temellerini atar. Çocuğun etrafındakiler bu donemde onu kendi işlerini yapıp, yere sağlam basma, yardımsız kendi ayakları üzerinde durma konusunda cesaretlendirmelidir. Sahip olma ve sahip olduklarını bırakma arasındaki sağduyu ve dengeyi ( dışkılamada olduğu gibi) oluşturarak, uygun yargı yeteneğinin gelişmesine olanak sağlamalıdırlar. Bu dönemde çocuğun özgür iradesini kullanarak, seçimler yapıp, deneme -yanılma yolu ile öğrenimi engellenirse, kendi bedeni üzerinde bunları yapmaya çalışacaktır. Bu da obsesif-kompulsif bozukluğa eğilimi arttıracaktır. Dediğim dedik ve herşeyin detaylarına inen bir davra nış yapısı oluşabilecektir. Çocuk bu sırada yaşanan sorunlar nedeniyle utanç ve başkalarına kıyasla kötü olduğu duyguları içine girebilecektir. Gelişen çocuk kendini, vücudunu, düşünce ve hedeflerini pis ya da olumsuz olarak görebilecektir. Kendi değerlerine inancı sarsılmadan, zedelenmeden kendi vücudu, düşünceleri ve davranışlarına uygun bir şekilde denetim sağlayabilmesi başarılabilirse, ileri dönemde iyi niyetlilik, işbirliği, sevgi, özerklik ve kendini sunabilme yetileri süreklilik kazanabilecektir.Çocuklukta gelişen,kendisinin denetimindeki bu özerklik duygusu, ileri dönemlerde adaletli yaşamı, yasalara saygıyı, kurumlara güvenin oluşmasına zemin hazırlayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4435324625851472162-4789320851146085820?l=meleklerduragi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/4789320851146085820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4435324625851472162&amp;postID=4789320851146085820&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/4789320851146085820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/4789320851146085820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/2007/11/ikinci-evre-zerklik-bamszla-karn-utan.html' title='İkinci evre ( özerklik-bağımsızlığa karşın utanç ve şüphe dönemi):'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry8NBY1oVPI/AAAAAAAAABs/WruC9NzpgoU/s72-c/bebek_anne%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162.post-5239798649480689428</id><published>2007-11-05T23:18:00.000+12:00</published><updated>2007-11-05T23:21:37.500+12:00</updated><title type='text'>Birinci evre ( temel güvene karşı güvensizlik dönemi):</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry78gY1oVNI/AAAAAAAAABc/5jvDB6EhCCI/s1600-h/1161456150annegeddes_wallpaper106[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129314658974979282" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry78gY1oVNI/AAAAAAAAABc/5jvDB6EhCCI/s320/1161456150annegeddes_wallpaper106%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu dönem Freud'un oral dönem olarak adlandırdığı evredir. Doğumdan ilk 1,5 yaş dönemine dek sürer. Bu dönemde çocuk her şeyi kendi ağzı ile yaşar. Çocuk herşeyi ağzına götürerek öğrenir. İstenen ve verilen ne varsa o anda alınır. Ağız bu dönemde vücudun en duyarlı bölgesidir. Asal işlev anne memesini arayıp,bulmak, emmek ve gıda almaktır. Ana-babanın bebeğe güven verici bir şekilde besleyici yaklaşımı , çocukta ileri dönemde dış dünyaya karşı olumlu beklentiler içinde oluşun temelini atar. 6. aydan itibaren dişlerin çıkışı ile birlikte ısırma dürtüsü gelişir. Daha önceki pasif dönem, aktif hale dönüşür. Isırma ile zevk almaya başlar. Bebek anne memesini ısırınca, memenin ağzından çekildiğini farkeder. Bu durumda ısırma isteğini frenlemeyi öğrenirken, çevresini de etkileyebildiğini görür. Bu sayede çevresindekilerden ayrı bir varlık olduğunu öğrenmeye başlar. Çocuk diğer duyularını da kullanma yeteneğini geliştirir. Elini uzatarak çevresindekileri yakalamaya, ele geçirmeye çalışır. Bu dönemde çocuğun ebeveynleri çocuğun ihtiyaçlarını düzenli bir şekilde ve zamanında karşılarsa çocukta bir güven, iyimserlik ve ümit hissi gelişir. Bu güven sadece çevresindekilere karşı değil, aynı zamanda kendine ve kendisinin yapabileceklerine karşı da kazanılır.Bu durumun oluşamadığı durumlarda , çocuk istediğini, gereksindiğini elde edemediğinde , güvensizlik hissi geliştirir.Bir bebeğin çevresi ile iyi bir ilişkisinin, uyumunun varlığı istekli ve rahat bir şekilde beslenmesi, uykunun düzenliliği , rahat idrar çıkarma ve dışkılaması ile belirlidir.Çocuğun bu dönemdeki ilk sosyal başarısı anne-baba gözü önünde olmadığında, ağlayıp, korku duymadan, kaygı ya da öfke göstermeden bu duruma dayanabilmesidir. çocuk artık ebeveynlerinin yanından uzaklaşmasına katlanabilmeyi başarır. Büyüyen çocuk artık ana babası yanında olmadan, kendisini sevdiklerini, onu terk etmediklerini kavrar. Ailesi o an yanında olsa da olmasa da sürekli olarak sevildiğini, kendisinin onlar için önemli olduğunu bilir. Çocuğun çevresi ve iç dünyası her iki durumda da sabit ve düzenli olup, dış ve iç dünyası birbiri ile uyumlu ve sorunsuzdur. Çocukta ilk benlik duygularının temeli bu dönemde atılır. Bu donemin ilerlemesi ile çocukta emekleme, ayakta durup, yürüyebilme, dışkılama gibi aşamaları gerçekleştirme için özgüven duygusu gelişmeye başlar. Bu süreç iyi bir anne-çocuk ilişkisi gerektirir. Bebeğin fiziksel (beslenme, tuvalet ihtiyacı, çevresel koşullardan korunma gibi) gereksinimlerinin karşılanması kadar , hatta daha çok duygusal açıdan beslenmesi , çocukta iyilik, güvenlik duygusunu , sağlıklı bir birey olma hissini oluşturacaktır. Geçen günler içinde elbette ki bir takım şeylere sahip olamayıp, ya da yapamayıp hayal kırıklıklarına uğrayacaklardır. Ancak bu sınırlanmaların aslında bir anlamı olup, toplumsal gereklilikler olduğu izlenimi verilmeli, her davranışın olumlu ya da olumsuz sonuçları olabildiği gösterilmelidir. Keyfice ve duruma göre değişen sınırlanmalar kişide sorunlu bir kişilik yapısı oluşumuna yol açabilmektedir.Bu dönemin uygun bir şekilde yaşanamaması, ebeveynlerin yokluğu ya da yanlış tutumları nedeniyle sağlıklı bir şekilde geçilememesi halinde ileri dönemde kişilerde kötümserlik, paranoid ya da sanrısal bozukluklar, ümitsizlik şeklinde tavırlar, içekapanıklık (şizoid kişilik), alkol-madde bağımlılıkları gelişebilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4435324625851472162-5239798649480689428?l=meleklerduragi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/5239798649480689428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4435324625851472162&amp;postID=5239798649480689428&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/5239798649480689428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/5239798649480689428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/2007/11/birinci-evre-temel-gvene-kar-gvensizlik.html' title='Birinci evre ( temel güvene karşı güvensizlik dönemi):'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry78gY1oVNI/AAAAAAAAABc/5jvDB6EhCCI/s72-c/1161456150annegeddes_wallpaper106%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162.post-7303821721765849476</id><published>2007-11-05T22:53:00.000+12:00</published><updated>2007-11-05T23:13:41.084+12:00</updated><title type='text'>İnsan gelişiminde basamaklar, bebeklikten bilgeliğe giden yol</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry762Y1oVMI/AAAAAAAAABU/JTCMuD2xBW4/s1600-h/anne_bebek_0[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129312837908845762" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry762Y1oVMI/AAAAAAAAABU/JTCMuD2xBW4/s320/anne_bebek_0%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erik H.Erikson (1902-1994) bir Alman psikanalist olup, Viyana Psikanaliz Enstitüsünde egitimini tamamlamıştır. Amerika’ya gelerek Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi ve daha sonra da Yale Üniversitesi Psikiyatri bölümlerinde çalışmıştır. Sonrasında Kaliforniya Üniversitesinde çalışmalarını sürdürmüştür. En buyuk yapıtı olan ‘çocukluk çağı ve toplum’ bu dönemde,1950 yılında yayınlanmıştır. Bu eser insanın tüm hayat süresi boyunca fiziksel, bilişsel, dürtüsel, cinsel değişiklikler ve bu dönemlerde yaşanan krizler ile şekillenen , ego gelişiminin ve oluşabilen patolojik durumların bir çizelgesidir. Erikson bu şekilde insan ego gelişimini sekiz evreye ayırarak incelemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erikson hayati 8 döneme ayırarak incelemiştir. Bu dönemlerin her birindi ya da daha çok içsel kriz yaşanmaktadır. Eğer kriz başarılı bir şekilde atlatılmışsa kişi güç kazanarak, bir sonraki basamağa rahatça geçebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erikson’un basamakları zamanla sınırlı olmayıp gelişim süreklidir. Kişilerde bazı sorunlar bir dönemden, başa bir döneme taşınabildiği gibi ağır stres altında da o sorunlar yeniden açığa çıkabilmektedir. Bazen de yoğun stres ile kişilerde daha önceki basamaklara geri dönüş gözlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz size bu başyapıtı tanıtmaya çalışacağız. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4435324625851472162-7303821721765849476?l=meleklerduragi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/7303821721765849476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4435324625851472162&amp;postID=7303821721765849476&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/7303821721765849476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/7303821721765849476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/2007/11/insan-geliiminde-basamaklar-bebeklikten.html' title='İnsan gelişiminde basamaklar, bebeklikten bilgeliğe giden yol'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry762Y1oVMI/AAAAAAAAABU/JTCMuD2xBW4/s72-c/anne_bebek_0%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162.post-1490251175381700426</id><published>2007-11-05T19:58:00.000+12:00</published><updated>2007-11-05T20:00:52.939+12:00</updated><title type='text'>Musevilikte MeLeKLeR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry7NpI1oVLI/AAAAAAAAABI/2fupb1-hy_s/s1600-h/www.resimcity.com_melek_resimleri_5[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129263132252329138" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry7NpI1oVLI/AAAAAAAAABI/2fupb1-hy_s/s200/www.resimcity.com_melek_resimleri_5%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="Musevilik" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Musevilik"&gt;Musevilik&lt;/a&gt;'de &lt;a title="İbranice" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ä°branice"&gt;İbranice&lt;/a&gt;'si Malah olan melek, Tanrı tarafından belirli bir görevi yerine getirmek amacıyla yaratılan, günahsız yaratıklardır.&lt;br /&gt;Museviliğe göre meleklerin cinsiyeti olmaz ve yemek içmek gibi ihtiyaçları da yoktur ancak, görevleri icabı insan kılığına büründüklerinde bir cinsiyete sahip gibi görünebilirler ve bu durumdayken yiyip içebilirler.&lt;br /&gt;Melekler doğrudan Tanrı'nın direktiflerine göre hareket ederler ve insiyatif kullanamazlar. Musevilikte başlıca büyük melekler şunlardır.&lt;br /&gt;&lt;a class="new" title="Mihael" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Mihael&amp;amp;action=edit"&gt;Mihael&lt;/a&gt;, &lt;a class="new" title="Gavriel" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Gavriel&amp;amp;action=edit"&gt;Gavriel&lt;/a&gt;, &lt;a class="new" title="Rafael (melek)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Rafael_%28melek%29&amp;amp;action=edit"&gt;Rafael&lt;/a&gt;, &lt;a class="new" title="Uriel" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Uriel&amp;amp;action=edit"&gt;Uriel&lt;/a&gt; ve Ölüm meleği (Azrail) olan &lt;a class="new" title="Malah Hamavet" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Malah_Hamavet&amp;amp;action=edit"&gt;Malah Hamavet&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4435324625851472162-1490251175381700426?l=meleklerduragi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/1490251175381700426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4435324625851472162&amp;postID=1490251175381700426&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/1490251175381700426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/1490251175381700426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/2007/11/musevilikte-melekler.html' title='Musevilikte MeLeKLeR'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry7NpI1oVLI/AAAAAAAAABI/2fupb1-hy_s/s72-c/www.resimcity.com_melek_resimleri_5%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162.post-761095850215743748</id><published>2007-11-05T09:55:00.000+12:00</published><updated>2007-11-05T10:24:17.114+12:00</updated><title type='text'>MeLeK YüZLüM</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry5GiI1oVKI/AAAAAAAAABA/zByiZRu9pPo/s1600-h/i1091009771110624pi[1].gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129114577923495074" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry5GiI1oVKI/AAAAAAAAABA/zByiZRu9pPo/s200/i1091009771110624pi%5B1%5D.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sesini özledim melek yüzlüm...Gözlerini özledim...Hani o derin bakan yeşil gözlerini özledim...Biraz kızdıran, ama yüregimin derinliklerine kadar inen masum yüzünü özledim!Melek yüzlüm...Aniden çıkıp gelmelerini...Birde sana en çok ihtiyacım olduğunda...Kayboluşunu... özledim...Sana kızdığımda bıle bana hiç kızmayan..Melek gülüşünü özledim..Aslında sana hep söylemek istediğim..Sözleri arkandan söylemeyi bile özledim..Aklımdan hiç çıkmıyor melek yüzlüm..O çocuksu melek halin Kaç gece gecti..Sensizlik yetmedimi melek yüzlüm...Yanlızlık yetti..cezam bitmedi mi?melek yüzlüm....&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4435324625851472162-761095850215743748?l=meleklerduragi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/761095850215743748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4435324625851472162&amp;postID=761095850215743748&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/761095850215743748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/761095850215743748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/2007/11/melek-yzlm.html' title='MeLeK YüZLüM'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KLssV4_zp5E/Ry5GiI1oVKI/AAAAAAAAABA/zByiZRu9pPo/s72-c/i1091009771110624pi%5B1%5D.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4435324625851472162.post-3937593742095033858</id><published>2007-11-05T06:14:00.000+12:00</published><updated>2007-11-05T06:19:37.260+12:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MeLeKLeR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞeHRi'/><title type='text'>MeLeK NEDİR?</title><content type='html'>Melek nedir? İslâmî ilimler terminolojisinde melek, nurdan yaratılmış, yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, uyumayan, günah işlemeyen, Allah'ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren ve gözle görülmeyen latif, ruhanî ve nuranî varlıklardır.&lt;br /&gt;Melegin.com'da sizlere paylaştıklarımız tabiki onlar değil. Gözle görülebilen erkeği dişisi olan yemek yiyen ve belki günah da işleyen bu dünyanın varlıkları... Annemiz, babamız, kardeşimiz, sevgilimiz, minik bebeğimiz, köpeğimiz, kedimiz, arkadaşımız, patronumuz, işçimiz ve diğer bir sürü tanıdıklarımız... Bize kişilikleri, fikirleri, yardımları ve sevgileri ile mutluluk veren, hayattan zevk almamızı sağlayan bu dünyanın varlıkları.&lt;br /&gt;Şimdi bu melekleri tüm insalarla paylaşmanın vakti geldi. Hem insanların yüreğine güneş tutup ısıtmak, hemde yeni melek adaylarına yol göstermek için... Melek nedir? İslâmî ilimler terminolojisinde melek, nurdan yaratılmış, yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, uyumayan, günah işlemeyen, Allah'ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren ve gözle görülmeyen latif, ruhanî ve nuranî varlıklardır.&lt;br /&gt;Melegin.com'da sizlere paylaştıklarımız tabiki onlar değil. Gözle görülebilen erkeği dişisi olan yemek yiyen ve belki günah da işleyen bu dünyanın varlıkları... Annemiz, babamız, kardeşimiz, sevgilimiz, minik bebeğimiz, köpeğimiz, kedimiz, arkadaşımız, patronumuz, işçimiz ve diğer bir sürü tanıdıklarımız... Bize kişilikleri, fikirleri, yardımları ve sevgileri ile mutluluk veren, hayattan zevk almamızı sağlayan bu dünyanın varlıkları.&lt;br /&gt;Şimdi bu melekleri tüm insalarla paylaşmanın vakti geldi. Hem insanların yüreğine güneş tutup ısıtmak, hemde yeni melek adaylarına yol göstermek için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4435324625851472162-3937593742095033858?l=meleklerduragi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/feeds/3937593742095033858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4435324625851472162&amp;postID=3937593742095033858&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/3937593742095033858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4435324625851472162/posts/default/3937593742095033858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meleklerduragi.blogspot.com/2007/11/melek-nedir.html' title='MeLeK NEDİR?'/><author><name>MeLeKLeR ŞeHRi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14698710001909741686</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
